9016

Info
Tarihin çizgisel olmayan süreçlerinin belli bir düzen içinde toparlanıp somut materyaller üzerinden kişiye aktarılması, müzeyi bu etkinliğin mekana yansıdığı yer olarak tanımlar. Arkeolojik eserin doğrudan kendi peysajında konumlanan bir ‘müze’ strüktürü içinde sergilenmesi durumu ele alındığında, müzenin çatısı altında toplanan eserlerle ziyaretçi arasında kurulan ilişkinin sorgulanması beraberinde gelir. Arkeolojik alanların çok katmanlı tarihinin müze yapısının kendi içinde barındırdığı ‘dolaşma’ etkinliği üzerinden örgütlenme şekli ,sergilenen sanat eseri , arkeolojik obje ve kişi arasında kurulan ilişkiyi yansıtır.
Müzenin kendi bölgesel peyzajı içinde bulunması, yapıyı sadece belirli tarihi süreci materyaller üzerinden aktarma olgusuna servis veren bir mekan olmaktan çıkarıp, obje-insan arasında kurulan doğrudan ilişkinin içine yeri, peyzajı, ’orada olma’ hissiyatını katar. Müze gezme etkinliği objeyle kurulan tekil ve doğrudan ilişki üzerinden değil, mekanın ve yerin de buna dahil olduğu bir seremoni olarak tanımlanır.
Troya müzesi, Tevfikiye Köy yolunun Troya Ören yerine uzanan yolla kesiştiği noktada konumlanarak arkeolojik gezi etkinliğinin daha büyük bir ölçekte ele alındığı hattın başlangıç noktası olarak önerilir. Müze yapısı, çok fonksiyonlu programıyla bölgeye gelen ziyaretçilerin varış noktası olup, müze fonksiyonu ile birlikte tanımlandığı servis mekanları ve açık alanlarıyla arkeolojik gezi hattının birincil toplanma ve dağılma noktasını meydana getirir. Bu durumun mekansal organizasyona yansıması ise, yapının ören yeri yoluna referans veren ve köyün çeperinde konumlanan geçirgen,çok parçalı bir platform etrafında örgütlenmesidir.
Kamusal program elemanları ile kütlesel olarak daha büyük ve aynı zamanda özel program elemanları arasında bir ayırıcı olarak tanımlanan platform, merkezi bir sokak hattını kesen ikincil geçişlerle kademelenip, arada tanımlanan çok katmanlı açık alanlarla ‘alt-üst’ ayrımını bir yandan da muğlaklaştırır.
Müzenin bu ölçekte bir kırsal bölgede ve köy çeperinde konumlanması durumu, yapının arazi içinde, hem yatayda hem dikeyde parçalanmasıyla ele alınır. Böylece bir yandan mevcut kırsal ölçeğe referans verilir bir yandan da mevcut peyzaj, programın bir parçası olarak değerlendirilir. Köy çeperinde ve tanımlanan sokak boyunca konumlanan tekil servis ,ticari birimler ve işlikler yöre halkına sürekli istihdam sağlamakla birlikte yine yöre halkının günlük aktivitelerinde kullandıkları bir alan olarak ön görülür. Yapının ören yoluna birleştiği noktada önerilen ‘köy meydanı’ köydeki mevcut program ve müze programıyla beslenerek ören yolu gezi hattına geçiş verir.
Müze programı, üstteki parçalı platform sisteminin iç mekana yansıması olarak zemin altında yeniden ele alınmıştır. Zemin altında örgütlenen program, üstle bağlantı sağlayan avlular ve peyzajı binaya entegre eden parçalı sergi kütleleri ve bu kütleleri birbirine bağlayan, kesişen dolaşım hatlarıyla organize edilir. Her birinde farklı dönem eser ve kalıntılarının sergilendiği kütleler farklı iki dolaşım kotundan fiziksel ya da görsel olarak erişilebilmektedir.Yapı içi dolaşımın peyzajla birleştiği noktalarda konumlanan açık hava sergileme alanları yapının zeytinliklere açılan peyzajının başlangıcı olarak nitelendirilebilir.